içinde ,

ZAMANA EKİLEN YAZILAR

ebru oğuzhan yeter

Tam Bağımsızlığın Bedeli

“Güçlü olmanın tek yolu tam bağımsızlıktır.”

Bu cümle çoğu zaman büyük bir slogan gibi söylenir ama aslında oldukça basit bir gerçeği anlatır. Bir milletin gerçekten güçlü olabilmesi için kimseye mecbur kalmamasını ifade eder. Çünkü borç dediğimiz şey bazen sadece bir kâğıt üzerindeki rakamlardan ibaret değildir. Aslında başkasının gölgesinde yaşamak zorunda kalmaktır. Hibelere, fonlara sorgusuz el açmaktır.

Bir ülke kendi imkânlarını unuttuğu gün, kendi kaynaklarını kullanmayı bilmediği gün başkalarının talimatlarına bağımlı hale gelir. İşte asıl mesele de burada başlar.

Bugün Türkiye’nin önünde konuşulması gereken üç temel alan var: tarım, ekonomi ve eğitim. Aslında bunlar birbirinden ayrı konular değil. Birinin zayıf olduğu yerde diğerinin güçlü kalması da kolay olmuyor.

Tarım meselesi çoğu zaman rakamlarla konuşuluyor ama işin özü çok daha basit. Toprağıyla bağı kopan bir ülke, bir süre sonra üretme alışkanlığını da kaybeder. Oysa Türkiye’nin toprağı bereketlidir. Doğru planlandığında sadece kendi insanını değil, geniş bir coğrafyayı doyurabilecek bir potansiyele sahiptir. Dört mevsim ürün veren topraklarımız, iklimimiz var bizim. Mesele bu potansiyeli görüp görmemekte. Kendi çiftçisini ayakta tutan bir ülke aslında kendi yarınını korur.

Ekonomiye gelince… Bağımsızlığın en hassas tarafı burasıdır. Ürettiğini değerinde satamayan, teknoloji üretmek yerine ham madde gönderen bir ekonomi uzun vadede güçlü kalamaz. Çünkü emeğin değeri düşer. Oysa güçlü bir ekonomi sadece para biriktirmekle kurulmaz. Üreten, geliştiren ve kendi insanının bilgisini kendi topraklarında değerlendiren bir yapı gerekir.

Ve bütün bunların temelinde eğitim vardır.

Eğitim yalnızca meslek kazandıran bir sistem değildir. Bir ülkenin düşünme biçimini şekillendirir. Toprağa nasıl bakılacağını da, ekonominin nasıl kurulacağını da aslında eğitim belirler. Dünyayı sadece izleyen değil, gerektiğinde yön verebilen nesiller yetiştirmek bir ülkenin en büyük gücüdür.

Bugün belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey yeniden kendimize bakabilmek. Çünkü bir ülkenin gerçek gücü çoğu zaman dışarıdan gelen desteklerde değil, kendi insanının inancında, gücünde, zekasında saklıdır.

Bir sabah uyanıp “Biz bunu yapabiliriz” diyebilen bir toplumun önünde çok az engel durabilir.

Tam bağımsızlık işte tam olarak budur.

Büyük sözlerden çok, kararlı bir yürüyüş meselesidir.

Halil Ayat Kimdir?

Halil Ayat Kimdir?

Üzerini Örttüğümüz Her Şeyin Altında Kalırız